Randevu Talebi

info@cavitgoktas.com
    Gaziantep:+90 530 917 95 69
+90 533 056 95 10
+90 533 309 51 52

Blog

Obezitenin Diyabet ve Hipertansiyon İle İlişkisi

Obezitenin Diyabet ve Hipertansiyon İle İlişkisi:
Yaşlı, şişman ve fazla miktarda tatlı idrar çıkaran hastaları etkileyen bir sendromdan söz eden Hindu hekimler, Obezitenin Tip-2 diyabet için önemli bir risk faktörü olduğunu belirtmişlerdir.
Obezite, Tip2 diyabet için önemli bir risk faktörü olup, Tip-2 diyabetiklerin %90’ı obez’dir.Tip-2 diyabete daha çok kilolu kişilerde daha sık rastlandığı görülmüştür. Hastalığın gelişme riskinin, BKİ ya da “İdeal vücut ağırlığının”, yüzdesi olarak ölçülen yağ kitlesindeki artışa paralel olarak arttığı doğrulanmıştır. Diyabet gelişme riski BKİ’si 35kg/m2 ve üzerinde olanlarda, BKİ’si 23kg/m2’nin altında olanlara göre 80 kat artmaktadır.

Obez insanlarda insülin direnci diyabet ile birlikte artmaktadır. Yağ kitlesi arttıkça, insülin direncininde artmasına neden olan hormonlar ve diğer faktörler yağ hücrelerinden salgılanır. Bu faktörler, karaciğer ve kas dokusunda da insülin duyarlılığını azaltır. Obezlerde yağ dokusunun artışıyla birlikte leptin denilen ve yağ dokusunun salınan hormonda da artış olduğu ve insülin direncine benzer şekilde, leptin direnci denilebilecek bir direncin oluştuğu gözlenmiştir. Obezite, ülkemizde ve dünyada diyabetin uzun süreli başarılı tedavisinde engel olmaya devam etmektedir. Kilo kaybeden obezler’de diyebetin de düzeldiği görülmüştür.

Kan basıncı artışı ile ilişkisi:
Obezite ile kan basıncı yüksekliği ( hipertansiyon) arasındaki ilişki belirgindir. Hipertansiyona sebep olan riskli hastalıklardan biri de obezitedir. Her 5 kg’lık artışta, yaklaşık olarak kan basıncında 5mmHg artışa neden olmaktadır. Vücut ağırlığında 5-10 kg’lık artış, hipertansiyon riskinde 1,7 kat artış yaratırken; 25 kg’lık bir artış, ,2 katlık bir artışa neden olmaktadır. Yaşlılara göre, genç obeziteler de hipertansiyon, yaşlılara göre daha belirgindir. Kan basıncının yükselmesinde, karın tipinin yağlanması ve insülin direncinin de katkısı vardır. Kaybedilen her 1 kg karşılığında, kan basıncında yaklaşık olarak 1mmHg’lık düşme gözlenmektedir.

Bariatrik Koordinatör Ebru Saray

UYKU APNESİ NEDİR?

UYKU APNESİ NEDİR?
Küçük dil ve/veya yumuşak damağın normalden fazla büyümesi- sarkması veya uyku sırasında boğaz kaslarının aşırı rahatlamasıyla ile solunum yolunun kapanmasıdır. Kapanma sırasında nefes almak güçleşir hatta 5-10 saniye kadar nefes almanız durur, bu süre bazen 30 saniyeye kadar çıkabilir.
Oksijensiz kalan organlarınız beyne uyarı gönderir, motor kaslarınız çalışır ve ani bir nefes alma yaşarsınız. Derin uykuya bir türlü dalamazsınız, kaliteli uyku ve iyi oksijen alımınız olmaz. Kilonun %10 artması, tıkayıcı uyku apnesi gelişmesi olasılığını 6 kat arttırmaktadır. Uyku apnesi etkilediği kişilerde hipertansiyon ve aritmi gibi kalbe ait komplikasyonların olasılığını ve dolayısıyla ani ölüm riskini bile arttıran ciddi bir rahatsızlıktır. Öte yandan uykusuzluk ile birlikte seyrettiğinden şişmanlığı arttırıcı etkisi fazladır. Bariatrik cerrahi sonrası uyku apnesi olan hastalarımızda düzelme görülmüştür. Bariatrik Koordinatör Ebru Saray

Su içmenin önemi

SU

Su içmenin önemini hergün anlatıyoruz . Su içmek hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmalı. Vücuttaki tüm sistemler su ile bağlantılıdır. Vücudumuza aldığımız toksinleri su ile dışarı atarız. Organ fonksiyonlarımızı düzenler. İştahımızı kontrol altında tutmamıza yardımcı olur. Tansiyon problemi olan bireyler kan basıncını su ile dengeleyebilir. Cilt kolajen dokumuzu korur ve metabolizmamızı %5-10 oranında hızlandırır.

Bu kadar hayati önem taşıyan bir besini tüketmemek olmaz. Elimizden geldiğince su tüketimimizi artırmak için çabalamalıyız. Aslında düşünmemiz gereken nokta tüm bahanelerimizden nasıl kurtuluruz ve daha fazla su içeriz. İçtiğimiz sulara vitamin ve mineral ekleyerek hem daha sağlıklı bir hale getirip hem de yaşlanmayı hızlandıran zararlı atıkların vücuttan atılmasını sağlayabiliriz. Su içemeyen danışanlarımıza hazırlanışı oldukça basit olan bu tarifi vermek istiyorum.

* 1 Limon dilimi (operasyondan 32. günü itibari ile sularına koyabilirler)

* 2 Dal biberiye (Operasyonun 2. haftası itibari ile sularına koyabilirler)

* 1 Avuç Nane (Operasyonun 2. haftası itibari ile sularına koyabilirler)

* 1 Avuç kekik (Operasyonun 2. haftası itibari ile sularına koyabilirler)

* Yarım salatalık dilimi (Operasyonun 2. haftası itibari ile sularına koyabilirler)

Bariatrik Koordinatör Ebru Saray

Morbid Obezite

MORBİD OBEZİTE

Obezite; hem ülkemizde, hem de dünyada ciddi bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Ülkemizde, bir yandan önleyici tedbirler alınıp düzenlemeler yapılmaya çalışılırken, bir yandan da obezitenin cerrahi tedavisinin yaygınlaştırılması için yoğun bir çaba sarf edilmektedir.

Özellikle morbid obez grubuna giren hastaların yandaş hastalıklarının sıklığı ve yüksek komplikasyon riski, bu hastaların iyi düzenlenmiş bir merkezde, multidisipliner bir yaklaşımla ve gerekli eğitim ve sertifikaya sahip cerrahlarca opere edilmelerini zorunlu kılmaktadır.

Morbid obez hasta grubu; Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 40 ve üstü, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 35 ve üstü beraberinde; diyabetes mellitüs, hipertansiyon, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, artrit kalp hastalığı gibi, yandaş hastalığı olan hasta grubudur.

Vücut Kitle İndeksi (VKİ)
Vücut ağırlığınızın, boy uzunluğunuzun karesine bölünmesi ile elde edilir.

Vücut Kitle İndeksi (VKİ):

25 ve Altı İdeal Vücut Ağırlığı
25- 30 Aşırı Kilolu
30 -35 Class 1 Obez
35- 40 Class 2 Obez
40 ve 50 Class 3 Morbid Obez
50 ve Üstü Süper Morbid Obez

Morbid obez hastalar, toplumdan kendisini soyutlayıp hayattan haz alamaz hale gelir. Toplumda kendilerini gereksiz bir varlıkmış gibi hissedip; kendinden, ailesinden ve toplumdan uzaklaşmaya başlar. Bununla mücadele etmek için Bariatrik (Obezite) Cerrahi Merkezleri kurulmaya başlamıştır. Bu cerrahi merkezlerde sayısız hasta opere edilip, yeniden topluma ve ailesine kazandırılmaya çalışılmıştır.

Hatay ve Bölgesi’nde obezite cerrahisinde hizmet etmek üzere, hastanemizde Bariatrik (Obezite) Cerrahisi Merkezi Kurulmuştur. Merkezimiz için üst düzey Full HD Laparoskopik sistem alınmış olup, bu sistem ameliyatlarda kullanılmaya başlanmıştır.

Hastanemizde genellikle dünyada en çok revaçta olan Laparoskopik Sleeve Gastrektomi (Tüp- mide) yapılmaktadır. Ameliyatta midenin yüzde 70’i alınmaktadır. Hastada geride 120- 150 cc’lik hacimde bir mide kalmakta ve genelde 2 ya da 3 gün içerisinde taburcu edilmektedir. Hastalar, ilk bir yıl içerisinde maksimum kiloyu kaybeder. 2. Yılda bu süreç iyice yavaşlar. Uygun diyetle vücut kilosu korunmaya çalışılır. Bu konuyla ilgili diyetisyenimize ve hastalarımıza önemli görevler düşmektedir.

Bariatrik (Obezite) ve Reflü Cerrahisi Uzmanı
Genel Cerrah
Op. Dr. Cavit GÖKTAŞ

Mide Fıtığı (Hiyatal Herni) ve Reflü Hastalığı

MİDE FITIĞI (HİYATAL HERNİ) VE REFLÜ HASTALIĞI

Hastalarda mide fıtığı olduğu zaman mide karın içinden göğüs boşluğuna doğru yer değiştirir.
Göğüs boşluğuna giren mide kalbe baskı yapar. Buna bağlı olarak KALP AĞRISI VE BAZEN RİTİM BOZUKLUĞU yapar.Hastaların bir kısmı Kalp anjiosu yaptırdıktan sonra bize başvurmaktadır.Halbuki mide fıtığının kesin teşhisi GASTROSKOPİ ile konur.Mide fıtığının asıl tedavisi LAPAROSKOPIK HERNİ onarımıdır.Bu ameliyat ile mide asıl olması gereken karın boşluğuna tekrar alınması ile gerçekleşmektedir.Bu ameliyatların tedavide ki başarı oranı %95 lerdedir.İlaç tedavisi ile hastalık düzelmez.Uzun süreli faydası az olan ilaç kullanımı zamanla hastaya çeşitli yan etkiler ile zarar vermektedir.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

*Uzun süreli reflü, yemek borusu (özefagus) kanserine risk oluşturur.
*Reflü de mide asidi yemek borusuna geçip onu tahrip ederek ülserler oluşturur.
*Uzun süreli(yıllarca) asit düşürücü ilaç kullanımı hastada ciddi yan etkiler yapar.